Yaratan Rabbinin adıyla oku!
O, insanı bir aşılanmış yumurtadan yarattı.
Oku! İnsana bilmediklerini belleten, kalemle(yazmayı)öğreten Rabbin,en büyük kerem sahibidir.
( Alak Suresi 1-5 )
Allaha İnanmayan Berber ve Müşterinin Süper Cevabı
Adamın biri her zaman yaptığı gibi saç ve sakal traşı olmak için berbere gitti. Onunla ilgilenen ber......berle güzel bir sohbete başladılar.Değişik konular üzerinde konuştular. Birden Allah ile ilgili konu açıldı.
Berber: ” Bak adamım, ben senin söylediğin gibi Allah’ın varlığına inanmıyorum.”
Adam: ” Peki neden böyle diyorsun?”
Berber: ” Bunu açıklamak çok kolay. Bunu görmek için dışarıya çıkmalısın. Lütfen bana söyler misin, eğer Allah var olsaydı, bu kadar çok sorunlu, sıkıntılı, hasta insan olur muydu, terkedilmiş çocuklar olur muydu? Allah olsaydı, kimseye acı çektirmez, birbirini üzmezdi.Allah olsaydı, bunların olmasına izin vereceğini sanmıyorum…”
Adam bir an durdu ve düşündü, ama gereksiz bir tartışmaya girmek istemediği için cevap vermedi. Berber işini bitirdikten sonra adam dışarıya çıktı. Tam o anda caddede uzun saçlı ve sakallı bir adam gördü.Adam bu kadar dağınık göründüğüne göre belli ki traş olmayalı uzun süre geçmişti. Adam berberin dükkanına geri döndü.
Adam: ” Biliyor musun ne var, bence berber diye birşey yok”
Berber: ” Bu nasıl olabilir ki? Ben buradayım ve bir berberim.”
Adam: ” Hayır, yok. çünkü olsaydı, caddede yürüyen uzun saçlı ve sakallı adamlar olmazdı.”
Berber: ” Hımmm. Berber diye birşey var ama o insanlar bana gelmiyorsa, ben ne yapabilirim ki?”
Adam: ” Kesinlikle doğru! Püf noktası da bu! Allah var, ve insanlar ona gitmiyorsa, o ne yapabilir.
Adminin Kaleminden ; Tüm Bu Olanların Suçlusu Kim
Yine internete girdim ve yine Filistinli kardeşlerimizin hali gözlerimin önüne geldi. Bir anda suçluluk psikolojisinin içinde buldum kendimi ve bu denemeyi yazmaya karar verdim.Tüm bu olanlarda suçlu kim ?
Neden Filistin’de, Keşmir’de ,Çeçenistan’da, Bosna hala insanlar öldürülüyor. Bir anda beynime yüzlerce cevap akın etti.Bunlardan ağır basan birkaç tane vardı. "İsrail" tabiî ki de bu çok ağır basıyor çoğu kişinin fikride bu yöndedir sanırım. Diğer bir cevap bizzz bizzz Müslümanlar neden filistine sahip çıkmıyoruz nedennn bunu yaparak katil,cani insanlıktan nasibini almayan İsrail askerleri İsrail devleti kadar bizde suçlu duruma düşüyoruz. Devamı İçin Tıkla >>
Video Köşesi İki Karşıt Görüşlü Kız Arasındaki Başörtüsü Tartışması
Ey Güllerin Efendisi,
Sana kalbimden kopan bir kucak dolusu gül ile sesleniyorum bu Kutlu Doğum'da.Başka bir yerden bulamam ki ben,kalbimde senin sevginle yetiştirdiğim bu gülleri.Lütfen kabul et bu küçük ama değerli hediyemi...
Bir yanım seviniyor bugün senin kutlu doğumun anısına,bir yanım çok üzülüyor.Çünkü hediyemi ellerimle veremiyorum ama gönlümdeki gülleri meleklerinle gönderiyorum.
Şu an yanında olmak için, seni bir kerecik görebilmek için neler vermezdim.Rasulüm!Dünyaya önce gelip senin yaşadığın devirde yaşamayı çok isterdim.Ben de ilk müslümanlar arasında olsaydım,o işkencelere bile razıydım.Senin yüzünün göremedim,yüzüne bakamadım,sesinin duyamadım Ey Nebi!Ne olursun bari bir kerecik bu aciz ümmetinin rüyasına gir.Yalvarıyorum sana ne olursun.Kapında kölen olayım Ay Yüzlüm!Tek arzum seni bir kerecik olsun görebilmek.Malda mülkte gözüm yok.Hep seni ümid ediyorum.Diliyorum ki;ben de olabilseydim bir Aişe,ben de olabilseydim bir Fatıma,ben de olabilseydim bir Sümeyye...Ne yazık ki değilim!Ama bir yandan seviniyorum.Allah'a ve peygamberine karşı inançsız ve sevgisiz değilim.
Keşke senin tırnağın olsaydım,saçının teli olsaydım.İnan o zaman daha mutlu olurdum.Sen ,iki cihan sultanı,hasırlarda,taştan yastıklarda uyudun.Biz ise bu yumuşacık yataklarda.Bazen yatarken seni düşünüyorum.Bu yumuşacık yatak bir diken gibi batıyor sanki.Sana layık bir ümmet olabilsem de o hasıra,taştan yastığa bile razıyım.
Ya Rasulallah!Çağırsam gelir misin?Beni de yanına alır mısın?Gül bahçemdeki güller soldu yokluğunda.Şefaatine muhtacız ,ümmetin muhtaç sana.Gel, ne olursun.Yalnız bırakma bizi kutlu doğumlarda.
KURAN DA BAŞ ÖRTÜSÜ AYETİ YOKTUR DiYENLERE CEVAP Kur'anda Örtü Kelimesinin Geçtiği Ayetler
Mü'min kadınlara da söyle: "Gözlerini (harama çevirmekten) kaçındırsınlar ve ırzlarını korusunlar; süslerini açığa vurmasınlar, ancak kendiliğinden görüneni hariç. Baş örtülerini, yakalarının üstünü (kapatacak şekilde) koysunlar. Süslerini, kendi hocalarından ya da babalarından ya da oğullarından ya da kocalarının oğullarından ya da kendi kardeşlerinden ya da
kardeşlerinin oğullarından ya da kız kardeşlerinin oğullarından ya da kendi kadınlarından ya da sağ ellerinin altında bulunanlardan ya da kadına ihtiyacı olmayan (arzusuz veya iktidarsız) hizmetçilerden ya da kadınların henüz mahrem yerlerini tanımayan çocuklardan başkasına göstermesinler.
Gizledikleri süsleri bilinsin diye ayaklarını yere vurmasınlar. Hep birlikte ALLAH'a tevbe edin ey mü'minler, umulur ki felah bulursunuz." (NUR SURESİ 31)
Tüm Ayetler İçin Tıkla >>
ARŞIN GÖLGESİNDE BARINACAK YEDİ MUTLU İNSAN
450. Ebu Hüreyre radıyallahuanh'den rivayet edildiğine göre Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Başka bir gölgenin bulunmadığı Kıyamet gününde Allah Teala, yedi insanı, arşının gölgesinde barındıracaktır:
Adil devlet başkanı.
Rabbına kulluk ederek temiz bir hayat içinde serpilip büyüyen genç,
Kalbi mescidlere bağlı müslüman,
Birbirlerini Allah için sevip buluşmaları da ayrılmaları da Allah için olan iki insan,
Güzel ve mevki sahibi bir kadının beraber olma isteğine "Ben Allah'tan korkarım" diye yaklaşmayan yiğit,
Sağ elinin verdiğini sol elinin bilemeyeceği kadar gizli sadaka veren kimse,
Mevlâna 30 Eylül 1207 yılında bugün Afganistan sınırları içerisinde yer alan Horasan Ülkesi'nin Belh şehrinde doğmuştur.
Mevlâna'nın babası Belh Şehrinin ileri gelenlerinden olup, sağlığında "Bilginlerin Sultânı" ünvanını almış olan Hüseyin Hatibî oğlu Bahâeddin Veled'tir. Annesi ise Belh Emiri Rükneddin'in kızı Mümine Hatun'dur.
Sultânü'I-Ulemâ Bahaeddin Veled, bazı siyasi olaylar ve yaklaşmakta olan Moğol istilası nedeniyle Belh'den ayrılmak zorunda kalmıştır. Sultânü'I-Ulemâ 1212 veya 1213 yılllarında aile fertleri ve yakın dostları ile birlikte Belh'den ayrıldı.
İslâmda ilk öğretmen:MUS'AB BİN UMEYR Hz. Mus’ab, Mekke’nin en soylu, en yakışıklı ve en güzel giyinen delikanlılarından biriydi. Efendimizin de amcazadelerindendi. Annesi Hamne’nin durumu müsait olduğu için oğlunu güzelce giydirir ve ona en iç bayıltıcı kokular sürerdi. Dolaştığı yerler burcu burcu kokar, geçtiği yerlerdeki tüm kızların gözleri onun üzerinde olurdu. Hayatı, tabir caizse, eller üstünde geçiyordu. Bu hayat, İslâm’ı kabulüne kadar sürmüştü. Hz. Mus’ab zengin bir ailenin çocuğu idi ama şımarık değildi, akıllıydı.
Tamamı İçin Tıkla >>
“Ben size, gizli ve aleni, Allah’dan korkmanızı,
az yemenizi, az uyumanızı, az söylemenizi,
günahlardan çekinmenizi,
oruç tutmaya ve namaz kılmaya devam etmenizi,
daima şehvetten kaçınmanızı,
halkın eziyet ve cefasına dayanmanızı avam ve
sefihlerle düşüp kalkmaktan uzak bulunmanızı,
kerem sahibi olan salih kimselerle beraber olmanızı vasiyet ederim.
Hayırlısı, insanlara faydası dokunandır.
Sözün hayırlısı da az ve öz olanıdır. Hamd, yalnız tek olan Allah’a mahsustur.